Bugun...

MÜTEAHHİT!

 Tarih: 22-07-2019 23:34:00
Serkan Akın

Ülkemizdeki arazilerin nasıl talan edildiğini anlattığımız yazıyı hatırlayıın.

İleride değeri artacak arazileri önceden toplama kolaycılığı ve uyanıklığı…

Şimdi bu kolaycılığın ve uyanıklığın başka bir tarafını anlatalım

MÜTEAHHİT, halk dilinde MÜTAHİT

Kelime köken itibarıyla Arapça. Manası; herhangi bir işi ya da eylemi yerine getirmeye söz veren, bu işi yapmayı üzerine alan demek.

Yani bir fabrikanın işçilerini taşıma işini yürüten bir firma da müteahhittir, o fabrikanın yemeklerini hazırlayıp sunan firma da. Biri taşıma müteahhidi. Diğeri yemek müteahhidi. O fabrikanın güvenlik işini yapan firma da güvenlik müteahhidi. Sonuçta birine şoför, diğerine aşçı, öbürüne de kabadayı ya da mafya denmiyor.

Ne hikmetse, inşaat işi yapan, özelde de KAT KARŞILIĞI işi yapan kişi ya da firmalara sadece MÜTEAHHİT deniyor. Başka taahhüt konuları yokmuş gibi.

Bu olayın hikmetini yazı boyunca anlatacağız ama en önemli sırrını baştan anlatayım. Büyük ve sınırsız Kâr. Tabii bu kâr zamanla azaldı ama o müteahhitler de şimdi YATIRIMCI, GAYRIMENKUL SİMSARI, büyük İŞADAMI oldular.

Kâr azaldı derken, kârın oranı azaldı. İşlemler ve hacim büyüdüğü için miktarı kat be kat arttı merak etmeyin.

İleride şehir büyüsün ve bizim uyanıkların arsasına kadar ulaşsın demiştik ya. O büyüme 40 yıl önce başlamıştı zaten. Dolayısıyla sıra Müteahhitlere gelmişti.

Her şeyden önce Müteahhit; cesur, uyanık, kurnaz, organizatör kimsedir. Kimsenin göremediğini gören kişidir. İşin sırrı da Anadolu Şark Kurnazlığındadır.

Parayı arsaya bağlamak yerine, inşaata bağladığınız sistemin adıdır Kat Karşılığı İnşaat Vaadi sistemi. En çok bilinen ya da uygulanan oran da yarı yarıya % 50 olandır. Ama bu kati değil tabii. Bu oranı daire satış fiyatı belirler. Yani arsa sahibine vereceğiniz daire sayısı şöyle belirlenir; arsa sahibine ait satamayacağınız dairelerin inşaat maliyeti, o arsaya vereceğiniz para kadar olmalıdır. Bu şekilde nakit parayı arsa yerine inşaatta kullanırsınız.

Bu sistemi bu kadar detaylı anlatmamın sebebi, işi öğretmek değil tabii ki. Milletimizin uyanıklığını ve yüksek kâr, rant, faiz sarmalındaki saadet zincirini ifade etmeye çalışıyorum.

Bundan 50-60 yıl öncesinden 10-15 yıl öncesine kadar sistem çok avantajlıydı müteahhitler açısından.

En bilinen tabiriyle “kepçeyi vurduğunuzda daireler kapış kapış satılıyordu” Yani inşaat için bile kendi paranızı harcamıyordunuz. İnşaat maliyetleri zaten çok düşüktü. İşçinin SGK primini ödemek gibi bir adet hiç olmadığı gibi elde edilen kâr belgelenmediği için vergi de ödenmezdi. KDV o yıllarda hiç yoktu zaten.

Yapılan binalardaki kaçak katlar veya imara aykırılıklar yoluyla yapılan fazla imalatlar yüzünden elde edilen kârları hiç saymıyorum. Bu kaçaklara belediyelerin göz yumması meselesi ayrı bir yazı konusudur zaten. Bu inşaatların yapılması için mimar ve mühendislere ödenen proje ve hizmet ücretleri de o binada çalışan amelelerin yevmiyelerine bile yetişemediği konusu ise bir kitap konusudur.

İnşaatların, imarsız, kaçak, SGK primlerinin ödenmemesi, cins tashihi yapılıp kat mülkiyetinin kurulmaması bugün karşımıza dairelerin krediye uygun olup olmadığı şeklinde çıkmaktadır.

Dolayısıyla üç tip daire tapusu vardır. Kat mülkiyetli tapu. Kat irtifaklı tapu. Toprak tapusu.

Toprak tapusu olanlar zaten yandı. Ortada öyle ya da böyle bir bina var ama tapu tarla tapusu. Tutulur bir tarafı yok yani. En kısa tabirle geçmiş olsun. Belki kentsel dönüşüm gelir de sorun çözülür…

Kat irtifaklı tapuda ise bir şeyler düzgün yapılmış ama sonuçta kaçak ve aykırılıklar yüzünden işlemler tamamlanmamış. Toprak tapusundan biraz ehven. Ülkemizdeki binaların yaklaşık % 65 bu şekilde kaçak.

Farkındaysanız nasıl müteahhit olunduğu, bu iş için hangi mesleki eğitim alınmalı, nasıl bir tecrübeye sahip olunmalı hiç bahsetmedim değil mi?

Gerek yok çünkü. Bu işlerin hepsini parayla satın alabliyorsunuz zaten. Aslında en başlarda bu iş için para gerekmediğini söylemiştim. Çünkü arz düşük, talep fazlaydı. Köyden kente göçenler gecekondusunu yapmaktaydı ama şehirdekiler nasıl ev yapacaklarını unutmuş, işin içine ağır bir sistem olan betonarme girmişti. Dolayısıyla şehirde yaşayanların yeni ev ihtiyacı karşılanmalıydı. Bu durumda Müteahhit ortaya çıkmıştı.

Biraz zaman geçip rekabetle birlikte sektöre başka katılımlar oldu. Çünkü yavaş yavaş az da olsa para lazım olmaya başlamıştı.

Bilumum kebapçılar, lokantacılar, doktorlar, mağaza sahipleri, eczacılar, market sahipleri MÜTEAHHİT oldu. Dikkat ettiyseniz nakit ve bol parası olan kişiler.

Ne kadar ilginç değil mi? Adam doktor ama mütehhitlik yapıyor. Lokantacı ama mülk zengini. Kimse bu durumu hiç eleştirel bir şekilde sorgulamadı bu ülkede.

“Ne akıllı adam be helal olsun” en çok duyduğunuz cümledir. Şöylesi de vardır. “pahalı satıyor ama güzel inşaat yapıyor adam helal olsun”. Ya da şöyle ”belediyede çok adamı var, bizim daireleri büyük yapacakmış, çok çevresi var çok”. Başka bir örnek “belediyedeki mimarın karşı handaki ofisinde çizdiriyor projeyi, inşaat esnasında da hiç kontrole gelmeyecekler, o yüzden bizim arsayı o müteahhide verdik”

Bırakın kebapçının ya da doktorun müteahhit olduğu binadan daire almayı ya da o dairede oturmayı. Marmara Depreminde binaları yıkılan meşhur müteahhidi hatırlayın. Konya'daki Zümrüt Apartmanını hatırlayın. Zeytinburnu'nda yıkılan 56 daireli apartmanı ya da Marmara Depremini hatırlayın. Hangi hataların o binaları yıktığını, o yıkımlarda kaç kişinin öldüğünü, sonuçta hasıl olan günahı toplum ve taraflar olarak nasıl bölüştüğümüzü bir düşünün.

Kentsel dönüşüm çılgınlığıyla tüm tarafların birbirini nasıl ve niçin kilitlediğini ve herkesin faizli banka sistemine niçin mecbur edildiğini irdeleyin.

Önümüzde büyük bir jeolojik depremin olacağını unutmayın.

Oluşan finansal saadet zincirinden dolayı, sosyolojik bir depremin kapıda olduğunu farkedin.

Küreselci şeytani güçlerin insanlığı yok etme projesine dünyada karşı duran yegane millet olduğumuzu bilin de üzerimize daha ne kadar çok yeni saldırı ile geleceklerine göre hazırlanın ve strateji üretin.

Bırakın mal yığmayı ve saymayı. Hiçbiri bizim ahiretimizi kurtarmamıza yetmeyecek.

“Satlık inşahat”, “satiluk dayre” tabelalarına ve laz müteahhit tiplemesine daha hiç girmediğimi de farketmişsinizdir. Ya da markalı evlerin markalı müteahhitlerine…

  Bu yazı 5645 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI