Bugun...

ZÜMRÜD-Ü ANKA!

 Tarih: 08-11-2018 11:44:00  -   Güncelleme: 09-11-2018 23:25:00
Sevilay Karapınar

Bu yazıma  “ZÜMRÜDÜ ANKA KUŞU (SİMURG)” un hikayesi ile başlamak istiyorum.Efseneye göre kuşların hükümdarı olan ve Kaf Dağı”nda yaşayan Zümrüdü Anka, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş.

Ama içlerinden onu gören olmamış. Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Onun var olduğunu anlayan tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip, yolunda gitmeyen şeyler için yardım istemeye karar vermişler.

Kuşlar, hep birlikte  göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş. Önce ‘Aşk Denizi’nden geçmişler sonra ‘Ayrılık Vadisi’nden’ uçmuşlar. ‘Hırs Ovası’nı aşıp, ‘Kıskançlık Gölü’ne sapmışlar. Kuşların kimisi ‘Aşk Denizi’ne  dalmış, kimisi ‘Ayrılık Vadisi’nde kopmuş sürüden. Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış); Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış; Baykuş yıkıntılarını; Balıkçıl Kuşu bataklığını özlemiş…

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi ‘Şaşkınlık’ ve sonuncusu Yedinci Vadi olan ‘Yokoluş Vadisi’nde bütün kuşlar umutlarını yitirmiş. Kaf Dağı’na vardıklarında geriye sadece otuz kuş kalmış. Simurg’ un yuvasını bulunca öğrenmişler ki ‘Simurg -otuz kuş demekmiş. Onların her biri birer Simurg’ muş. 30 kuş anlar ki aradıkları kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Simurg Farsça otuz kuş anlamına geliyor. Tasavvuf bilginlerinden Feridüddin Attar’ın bu hikayesi hayatta aradığımız şeyleri nasıl bulacağımızı bize gösteriyor.

Aklımız ve yüreğimizle iç yolculuğuna çıkacağız. Bu yolculuğu yapmamış olanlar kendi engelleri ile karşılaşırlar. Aradığımız her şey bizim içimizdedir. Mutluluğu, huzuru, sevgiyi, başarıyı, gücü, aşkı, sevgiyi, dostluğu neyi ararsak sonunda kendimizi buluruz.

Kendimizi ağzı mantarla kapanmış camdan bir şişenin içinde hissettiğimiz zamanlar oluyordur. Etrafı görüyor, duyuyor hatta hissediyorsunuz, fakat bir türlü o camdan şişenin dışına çıkamıyorsunuz. Elinizi uzatsanız dokunacakmışsınız gibi geliyor, fakat eliniz orada kalıyor.

Bizler eve yanlışlıkla girmiş ve camdan dışarı doğru kaçmak isteyen sinekler, kelebekler gibi koşup koşup camlara vuruyoruz. Kafalarımız, değil ama yüreklerimiz yaralanıyor. Fakat onlardan bir farkımız var. Sinekler, kelebekler vazgeçmiyorlar. Bir daha bir daha deniyorlar. Bizler ne yapıyoruz? Çok çabuk vazgeçip, pes ediyoruz. Hem de ilk denememizde. Aradığınız her neyse onu kendi içinizde arayın.

Bizi sınırlayan şeffaf sınırlardır, kendi sınırlarımızdan, engellerimizden kurtulmalıyız. Sınırları koyan da, kaldıracak olan da bizleriz.

İradesine hakim olan, körü körüne biat etmeyen bağlanmayan, düşünen, kendini geliştiren, kendine ve başaracağına inanan, hep birlikte hareket edilmesi gerektiğini bilen, yalnız olmayı tercih etmeyen ve en önemlisi egosunu eğiten kuşlar SİMURG’ tur.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI